KURT POSTU HİKAYESİ
Uzun zamandır dilime doladığım bir hikaye var. Belki bir çoğunuzun bildiği bir hikayedir. Kiminle sohbet etsem, konu üzüntülerden, yaşadığımız sıkıntılardan açıldı mı hemen bu hikayeyi anlatasım gelir. Her anlattığımda da aslında sıkıntılarımızın o kadar da büyütülecek kadar önemli olmadığını düşünür; hayatımızı her şeye rağmen olduğu gibi kabul edip ( bir şartla tabi ki içimize atmadan ) yaşayabilmenin en büyük erdem olduğunu bir kez daha farkederim.
…
Hz. Mevlana bir gün eve gelir, oğlunu üzgün görür. Sebebini sorar. Oğlu da “Hiiç” der. Hz. Mevlana dışarı çıkar. Kapıda asılı bir kurt postu vardır, onu alır ve giyer. Ellerini havaya kaldırıp ulumaya başlar. Oğlu babasının bu haline bakıp gülmeye başlar.
Hz. Mevlana :
“Evladım bak gördün mü?”der. ” Dert ettiğin şeyler de işte böyledir. Kurt aslında kokutucu bir hayvan olmasına rağmen sen o postun içinde babanın olduğunu bildiğin için korkmadın ve güldün. İşte bu dertlerin arkasında da Yaradan’ ın olduğunu bil ve ona güven ” der.
Sıkıntılarla mücadele ederken hikayedeki bu gerçeğin farkına varabilsek aslında mücadele edilecek bir şeyin olmadığını görebiliriz. Sadece aldığımız nefesin hakkını verebilsek bile bu yetmez mi?
Şimdi kalkın olduğunuz yerden ve bakın etrafınıza güzeli görmek isteyen gözlerle bakın. Ve derin nefesler alın. Bir çocuk sevindirin, yanınızdaki insanlara gülümseyerek bakın, bir fıkra anlatın. Yürüyüş yapın, hiç yapmadığınız bir şey yapın, kendinizi şaşırtın. O kafayı bir an evvel değiştirin hadi ne duruyorsunuz?
Ben mi ne yaptım kendimi şaşırtmak için?
Bırakın o da bende kalsın.
06.02.2015